VİCTOR HUGO’NUN KALEMİNDEN PARİS – NOTRE DOME’IN KAMBURU
Fransa

VİCTOR HUGO’NUN KALEMİNDEN PARİS – NOTRE DOME’IN KAMBURU

Sanayi devrimi 18.yy da Avrupa’da yükselişe geçmiş ve sosyal yaşamı etkiler hale gelmiştir. Seri üretimler artmış, fabrikaların kurulması ile belli bölgelerde nüfus yoğunlukları artmış, köylerden kentlere göçler başlamış ve şehir banliyölerinde işçi sınıfı oluşmuştur. Bu bir anlamda toplumsal yaşam ve kültürün değişimini beraberinde getirmiştir.

 Notre Dome Katedrali

Geçmişte soylu,tüccar ve köylü gibi sınıflandırmalarla ayrışan Avrupa toplumu, bundan böyle zengin tüccar kesim ve isçi gibi maddi parametrelere göre ayrışmıştır. Materyalizm yükselişe geçmiştir.

Notre Dome Katedrali

Bu sosyal dönüşümlerin içerisinde 1802 yılında Fransa’da doğan şair, oyun yazarı ve romancı Victor Hugo, bu sosyal ortamın etkisi ile Romantik Akım’ın içerisinde yer alacak ve yazacağı eserlerle toplumda  yaşanacak yeni dönüşümlere katkı sağlayacaktır. Napolyon’un subaylığını yapan bir baba ve inançlı bir Katolik olan annenin çocuğu olan Hugo, gençlik yıllarında annesinin de etkisi ile Krala ve Katolik inanca sempati beslemiştir.

 Notre Dome Katedrali

 Yaşı ilerledikçe Cumhuriyetçi fikirleri ön plana çıkan yazar en bilinen eserlerini 1848 devrimine giden dönemde yazmış ve binlerce insanın giyotin ile idam edildiği bu karmaşık siyasal ortamda Romantizmin insana, hayal gücüne ve duygulara değer verişine sığınmıştır. Romantizmin Türkiye’deki yansımasını, Namık Kemal’in 1884 yılında yazmış olduğu Celaleddin Harzemşah oyununda görmekteyiz.

 Notre Dome Katedrali

 Notre Dome Katedrali

Yazarın 1931 de yayımlanan Notre Dome’ın Kamburu adlı eseri bu akımın ilk romanlarındandır. Klasizmin alışılagelmiş yalnız, sevilen ve güçlü kahraman figürlerle dolu karakterlerin yerini, alelade toplumsal figürler ve sıradan halk olarak nitelendirebileceğimiz karakterler almıştır.  Roman bu kişilerin iç dünyalarına yolculuk yapmıştır.

Kitaptaki ana karakterler çirkin yüzlü ve işitme engelli olan yetim Quasimodo, güzel çingene kızı Esmeralda ve Rahip‘tir. Quasimodo ve Rahip Esmerelda’ya sevgi beslerken, Esmeralda ise Genç subay Phoebus’u sevmektedir. pembe diziyi andıran bir aşk hikayesi gibi görünen kitap, bu aşk sarmalının içerisinde esas olarak dönemin toplumsal yaşamı, sınıf farklılıkları ve hayata dair tezatlıkları okuyucuya yansıtmaktadır. Yazarın betimlemelerinde Katolik Hristiyan inancına ve genel anlamda siyaset ve dine yönelik eleştiriler bulunmaktadır.

 Notre Dome Katedrali

Yazdığı bu kitap ile 19.yy da yıkık halde olan Notre Dome’ın şehir planlamacılar tarafından tamamen yıkılmasını önlemiş ve 1845 yılında  onarılmasına vesile olmuştur.

 Notre Dome Katedrali

Yazar ilerleyen yaşlarında kendini siyasete daha fazla kaptıracak ve ülke yönetimi ile ters düşerek sürgüne gönderilecektir. Sürgün yıllarında meşhur Sefiller eserini meydana getiren yazar, bu eserin yanında dikkat çekici bir başka eser daha yazacaktır. içerisinde Hz.Muhammed’e yazdığı bir şiir olan “La Légende des Siècles (Yüzyılların Efsanesi)” eseri. 1859 yılındaki ilk basımında yer alan bu şiir kısmı daha sonraki basımlarda yer almamış ve 1985 senesinde Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi tarafından tekrar yayınlanmıştır.

 Notre Dome Katedrali

Kimilerinin “Acaba Victor Hugo Müslüman mı olmuştu? “ sorusunu sormasını sağlayan bu şiir, bu sorunun çok daha ötesinde entellektüel bir anlam içermektedir. Müslüman olsun yada olmasın, Hz.Muhammed’in yaşamına dair bu denli hakim olduğu gözlemlenen yazarın bu konuya dair pek çok araştırma gerçekleştiriği ortadadır. Yaşadığı dönemin gösterişli ve baskıcı dini atmosferinin içerisinde Hz.Muhammed’in mütevazi yaşamının yazarı etkilemiş olması muhtemeldir. Yazımızı Victor Hugo’nun Muhammed şiirinden satırlar ile sonlandıralım.

“Tufanın sırlarını bilen Nuh’un havası vardı.

Ona danışmaya gelenlere, adil davranırdı

Kimi itiraf eder, kimi güler ve inkâr ederdi

Sessizce dinler, en son konuşurdu kendisi

Ağzından dua ve zikir hiç eksik olmazdı

Çok az yer, karnının üzerine taş koyardı.

Boş durmaz, koyunlarını sağıp oyalanırdı

Oturur yere, elbiselerini kendi yapardı

Artık genç değildi, eski gücü de kalmamıştı

Yine de, herkesten daha fazla oruç tutardı

Altmış üç yaşında, bir ateş sardı vücudunu

Kutsal Kitap Kur’an’ı bir kez daha okudu.”

İlgili Diğer Yazılar

BİR RESSAMIN FIRÇASINDAN PARİS VE NOTRE DOME

NOTRE DOME MİMARİ ÖZELLİKLER

İRTİBAT

Medeniyetin İzinde

Türkiye